Çocuklarda Anksiyete Bozukluğu – Aileler için 14 Öneri

Çocuklarda Anksiyete BozukluğuÇocuklarda anksiyete bozukluğu, temelinde kaygı ve korkular bulunan pek çok sorun alanından oluşan bir rahatsızlıktır. Tıpkı yetişkinler gibi çocukların da zaman zaman endişeli hissetmeleri gayet normal bir durumdur. Ebeveynler olarak endişe girdabındaki çocuklarınız için yapabilecekleriniz konusunda bazı bilgileri bu yazımda sizlerle paylaşmaya çalışacağım. Anksiyete bozukluğu, kimi çocuklarda okul değişikliği durumlarında kimilerinde de okula yeni başladığında ya da pek çok farklı durumlarda olabilmektedir. Burada önemli olan şey yaşanan olay değil çocuğun zihninde olaya eklediği anlamdır. Dolayısıyla çocuklarda anksiyetenin sebebi olarak verilen bir takım listeler tamamıyla çocuğunuzun durumunu karşılamayabilir. Bu yazıda da bu tür bir liste bulacaksınız. Çocuklarda kaygı sebepleri ve belirtileri konusundaki listelerin kimi zaman size uyan bir kriteri karşılamamış olması muhtemeldir. Bu yazı dahil okuduğunuz tüm yazılardaki listelere bu gözle bakmanızı öneririm. 

Bu yazıda aşağıdaki sorulara cevap vermeye çalışacağım:

Çocuklarda anksiyete bozuklukları nelerdir?

Kaygı ne zaman normal veya anormaldir?

Çocuklarda anksiyete belirtileri nelerdir?

Çocuklarda anksiyete sebepleri nelerdir?

Anksiyete yaşadığını düşündüğünüz çocuğunuza nasıl yardımcı olabilirsiniz?

Kaç yaşındaki çocuklar anksiyete yaşayabilirler?

Anksiyete Bozuklukları Nelerdir?

Anksiyete bozukluğu terimi ile aslında 7 farklı sorunu ile getiriyoruz. Bunlar;

  1. Ayrılma Kaygısı Bozukluğu 
  2. Seçici Konuşmazlık (Mutizm)
  3. Özgül Fobi
  4. Sosyal Fobi (Toplumsal Kaygı Bozukluğu)
  5. Panik Bozukluğu
  6. Agorafobi
  7. Yaygın Kaygı Bozukluğu

Çocuklarda Kaygı Ne Zaman Anormaldir? 

Kaygılanmak normaldir fakat çocuklar yaşadığı kaygılar nedeniyle okulda, ailede ve arkadaşları ile ilişkilerinde sorunlar yaşıyorsa uzman yardımı almanın zamanı gelmiştir. Çocuğunuz sürekli endişeliyse, zamanla bu endişede azalma olmuyor aksine artıyorsa, kendi başınıza bu konuda yol kat edemiyorsanız uzman yardımı almalısınız. Burada belirtmek istediğim önemli bir husus var ki o da ebeveynler olarak sizin duygu durumunuzun çocuğunuz üzerindeki etkisi birinci derecede önem arz etmektedir. Eğer sizler kendi kaygılarınızı, korkularınızı normal seviyede yaşama konusunda zorluk yaşıyorsanız, bu duyguları normalin çok üzerinde yaşıyorsanız çocuğunuzun anksiyete yaşamasına şaşırmamalısınız. Dolayısıyla burada çocuklarla ilgili yazılan her şey yetişkinler olarak sizleri de çok ama çok yakından ilgilendirmektedir. Rahmetli Abdurrahim Karakoç’un bir şiiri geldi aklıma; Mektup yazdım Hasana / Ha Hasana, ha sana, diyordu. Ben de bu yazıda siz ebeveynlere diyorum ki bir yazı yazdım çocuklarda anksiyete bozukluğu hakkında, ha çocuklara, ha size. Şimdi kısaca çocuklarda anksiyete belirtilerine bakalım.

Çocuklarda Anksiyete Bozukluğu Belirtileri

 

Uykuya dalamama 

Uykuyu sürdürememe

Uykuda dinlenememe

Kötü rüyalar görme

Konsantre olamamak

Yemek alışkanlıklarının aniden değişmesi

Çabuk sinirlenmek ve kontrolden çıkmak

Sık tuvalete gitmek

Gergin ve yerinde duramama

Genel endişe hali

Olumsuz düşüncelere sahip olmak

Sürekli ağlamak

Anneye veya babaya yapışmak

Karın ağrıları

Kontrol altına alınamayan endişeler

Huzursuzluk

Gerginlik

Kas gerginliği

Çocuklarda Anksiyete Bozukluğu Sebepleri

 

Yapılan araştırmalar stresin 3 kuşak devam edebileceğini ortaya koymuştur. Ne yazık ki bazı çocuklar akranlarına göre daha endişelidirler. Dolayısıyla stresle başa çıkma bakımından da akranlarına göre daha dezavantajlıdırlar. Kuşaktan kuşağa aktarılan stresin de çocuk açısından birinci kaynağı doğal olarak ebeveyndir. Yine geldik ebeveynin sakin kalmasının önemine. Ebeveynin sakin kalmasının ne kadar önemli olduğunu detaylı olarak ‘Çocuklarda Panik Atak – Aileler için 7 Öneri’ isimli yazımda belirttiğim için burada tekrar değinmeyeceğim (Merak edenler için link: https://www.hakantokgoz.com.tr/cocuklarda-panik-atak-aileler-icin-7-oneri.html). Bir çocuk endişeli bir insanın yanında rahat olamaz. Hele de bu insan anne-baba ise sakin kalması hayaldir. Şimdi çocuklarda anksiyete bozukluğu sebeplerini aşağıda maddeler halinde sıralamaya çalışacağım. Yazımın başında da yaptığım uyarıyı burada da tekrar etmekte yarar var. Bu sebeplerin bir standardı yoktur. Her çocukta farklı sorunlar, bambaşka durumlar anksiyeteye sebep olabilir. Dolayısıyla buradaki listede belirtilen maddelerden sizin çocuğunuza uyanlar olabileceği gibi uymayanlar da olabilir. Hatta bu listedeki hiç bir madde çocuğunuzun durumuna uymayabilir bile. 

Çocuklarda Anksiyete Bozukluğu Sebepleri

  1. Sık taşınma nedeniyle mecburen sık sık okul değiştirmek.
  2. Ebeveynin çocuğun önünde tartışması, kavga etmesi. Önemli bir uyarı; hepimiz insanız ve doğal olarak elimizde olmadan kimi zaman eşlerimizle çocukların önünde tartışabiliriz. Önemli olan bu durumun kronik bir sorun haline gelmemesidir. 
  3. Bir yakının vefatı. akraba, arkadaş veya çocuk, anne ya da baba için önemli birinin kaybı. 
  4. Ciddi hastalıklar. 
  5. Kaza ve yaralanmalar.
  6. Okulla ilgili sorunlar. Öğretmen, arkadaş, sınavlar veya başka sebeplerden kaynaklı endişeler. 
  7. Fiziksel, duygusal veya diğer istismarlar ve ihmaller.

Kaynaklar ayrıca Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocukların da anksiyete açısından risk altında olduğunu belirtmektedir. 

Kaygılı Çocuklar için Ailelere Öneriler

1. Teşvik edin

 

Çocuğunuzun endişeleri ve korkularını anlatması konusunda teşvik edici bir tutum içinde olun. Bırakın duygularını anlatsın. Bu sayede siz de bu duygular üzerinden çocuğunuza yardımcı olabilecek enstrumanlar geliştirebileceksiniz. Nasıl mı? Çok basit. Çocuğunuza yaşadığı kaygılar konusunda bilgi vererek ona çok büyük bir yardımda bulunabilirsiniz. Kaygının normal olduğunu ve bunun da diğer duygular gibi yönetilebileceği konusunda vereceğiniz bilgiler çocuğunuz için büyük bir öneme sahiptir. Kendi çocukluğunuzda yaşadığınız kaygılardan bahsetmek çok işe yarar. Bu durumda çocuğunuzun pür dikkat sizi dinlemeye başlaması muhtemeldir. Adeta transa geçen çocuğunuza kendi çocukluğunuzla ilgili vereceğiniz kaygı ile başa çıkma stratejisi içeren pozitif deneyimler kuvvetli bir hipnotik etki oluşturabilir. Bu durumda çocuk hem kaygının normal olduğunu hem de kaygısının başa çıkılabilir bir şey olduğunu anlar. Hatta önünde muhteşem bir ebeveyn örneği bile bulunmaktadır. Yani kaygıyla nasıl başa çıkabileceğiyle ilgili uygulanabilir bir örnek sayesinde kendi çözüm yollarını da üretebilme potansiyelini harekete geçirebilir. Anksiyete konusunda doğru bilgiye sahip olan bir çocuk hem yersiz utanç duygularından hem de kafa karışıklığından kurtulabilir. Unutmayın! Çocuklar yaşadıkları duyguları anlamlandırabildiklerinde bu duygularla başa çıkma konusunda daha yüksek bir motivasyona sahip olurlar. 

2. Çocuğunuz yaşadığı kaygılardan bahsetmiyorsa ne yapmalısınız? 

 

Çocuklar, yetişkinler gibi yaşadıklarını takır takır anlatamayabilirler. Yoğun kaygıları olan bir çocuk kimi zaman bu kaygılarından hiç bahsetmeyebilir. Bu durumda yetişkinlerin çocukta gözlemledikleri sorunu doğrudan çocukla paylaşmaları ve kaygısını anlatması için çocuğu teşvik etmeleri gerekebilir. Örneğin; Her zaman okula gitmek için can atan çocuğunuz okula gitmek istemiyorsa bu konuyu gündeme getirerek işe başlayabilirsiniz. Hele bir de sizin çocukluğunuzda benzer bir hikayeniz varsa güzel bir başlangıç olabilir. Not: Mümkünse çocukta en son gözlemlediğiniz sorundan başlayın.

3. Sorgulamayın

 

Çocuğunuzun kaygılarının gerçekliğini sorgulamayın. Kendinizden pay biçin. Yoğun bir kaygı içinde olduğunuz dönemlerde size önerilen ‘Endişelenmene gerek yok, bunda korkacak ne var? biraz rahatla’ türünden öneriler sizi ne kadar rahatlatıyor? Muhtemelen hiç rahatlatmıyor. Çocuğunuzun kaygılarının gerçekliğini sorgulamak gibi ‘anti empatik’ bir hataya asla düşmeyin. Önemli olan sizin zihninizde bulunan gerçeklik değil çocuğunuzun iç gerçekliğidir. Bu öznel gerçekliği kabul etmeniz ve bu duruma saygı göstermeniz işin püf noktasıdır diyebiliriz.

4. Bilgi verin

 

Çocuğunuza kaygı konusunda bilgi verin. Örneğin aksiyete bozukluğu (Ayrılma kaygısı bozukluğu, yaygın anksiyete bozukluğu vb.) teşhisi konulan çocuğunuza bu konuda bilgi vermeniz gerekir. Elbette ki önce bu teşhisin ne olduğunu sizin öğrenmeniz gerekecektir. Biraz araştırma yaparak ilgili anksiyete bozukluğu hakkında bilgi vermeniz çocuğunuzun bu konudaki endişelerini azaltmakla kalmaz, aynı zamanda yaşadığı kafa karışıklığını da azaltır. Bilinmeyen bir tehlike artık daha çok bilinir hale geldikçe bu tehlikeyle ilgili endişeler de ortadan kalkar. Hiç yokmuş gibi davranarak, sorunları öteleyerek, halının altına süpürerek kurtulamazsınız.

5. Farkına varmasını sağlayın

 

Çocuğunuzun kaygısının farkına varmasını sağlamanız gerekir. Kaygılarımız bizleri duygu, düşünce ve davranış alanlarında etkiler. Davranış derken fizyolojik etkileri, beden duyumlarını kast ediyorum. Çocuğunuzun bu 3 kanalın kendi üzerindeki etkilerini fark etmesi de başa çıkma stratejisi açısından önemlidir. 

6. Gerçekçi amaçlar belirleyin

 

Amacınız çocuğunuzun kaygısını yok etmek değil, yaşadığı kaygıyı kontrol etmesini sağlamaktır. Sıfır kaygı gibi ulaşılamaz bir hedef konulamaz. İşin püf noktası; Amaç; çocuğunuz kaygılı olduğunda, bu kaygı nedeniyle daha önce rahat bir şekilde yapabildiği işleri artık yapamaz olmasının önüne geçmektir. Yani kaygının hayatından bir şeyler çalmasına müsade etmemek, işlevlerinde düşme veya gerileme olmadan bu işi atlatmaktır. Çocuğunuz, endişeli zamanlarında bile görevlerini yerine getirebiliyorsa, bu durum onun kaygısının da düşmesine neden olacaktır. 

7. Kaçmayın-Kaçınmayın

 

Asıl korkmanız gereken şey kaçmaktır. Çocuğunuzu korumak adına onu kaygılandıran durumlardan kaçmasına yardımcı olmak kısa vadede faydalı görünebilir fakat uzun vadede çocuğunuza zarar vermiş olursunuz. Çocuk için bu kısa iyi hissediş halleri uzun dönemde kaygının artmasına sebep olur. Burada önemli olan çocuğun ihtiyaçlarının ebeveyn tarafından doğru hissedilmesidir. Aksi durumda çocuğu gereksiz bir şekilde korktuğu, endişelendiği durumların içinde çaresizce kıvranırken bir kenara çekilip duyarsızca beklemek gibi acımasız bir tutum içinde olmanız da zarar verici bir tutumdur. Önemli olan çocuğunuzda herhangi bir işlev kaybı olmadan ona destek olmanızdır. Yüreklendirmeniz, başa çıkabileceği bir problem konusunda içten bir şekilde destek olmanız kaygılarıyla baş edebilmeleri için onlara hayati bir müdahalede bulunmanız anlamına gelir. 

8. Olumlu beklentinizi paylaşın

 

Çocuğunuzla ilgili olumlu beklentilerinizi onunla paylaşın. Fakat 6. maddede belirttiğim gibi bu beklentilerinizin gerçekçi olması çok önemlidir. Örneğin; okula gitmek istemeyen bir çocuğunuzla ‘saçını hiç kimsenin çekmeyeceği’ veya ‘arkadaşları ile hiç sorun yaşamayacağı’ türünden olumlu beklentilerinizi paylaşamazsınız, çünkü gerçekçi değil. Yaşayacakları olumsuz durumları zamanla daha iyi yönetebileceklerine dair güven vermeniz daha gerçekçi bir beklenti olacaktır. 

9. Duyguları onaylayın ama güçlendirmeyin. 

 

Çocuğunuzun duygularına saygı duymanız, bu duyguları onaylamanız çok önemlidir. Bunun için de çocuğunuzu empatik bir şekilde dinlemeniz gerekir. Çocuğunuzun şunu hissetmeye ihtiyacı var; Annem-Babam benim ne hissettiğimi biliyorlar, bunun çok büyük bir sorun olmayacağını düşünüyorlar ve -en önemlisi- bunu aşmam için benim yanımdalar ve bana yardımcı olabilirler. Burada önemli olan şudur; çocuğunuzun duygularına önem verirken bu duyguların daha da güçlenmesine sebep olmamanız gerekir. 

10. Sorularınızı dikkatli sorun. 

 

Çocuğunuzu duyguları hakkında konuşmaya teşvik ederken soracağınız sorulara özen göstermelisiniz. Mümkün olduğunca açık uçlu sorular sormaya, yönlendirici sorular sormamaya gayret edin. Örneğin; okula gitmekten korkmuyorsun değil mi? gibi yönlendirici sorular sormayın. Okula gitme konusunda ne düşünüyorsun? gibi açık uçlu sorular daha faydalı olacaktır.

11. Çocuğunuzun endişelerini artırmayın.

 

Sizler ne kadar çocuğunuza sakin kalması, korkmaması için yardımcı olmaya çalışırsanız çalışın, kimi durumlarda bakışlarınızla, ses tonunuzla, duruşunuzla kendi kaygılarınızı çocuğunuza aktarırsınız. Dolayısıyla en başta belirttiğim gibi sizin sakin kalmanız ama gerçekten sakin kalmanız çok büyük bir önem arz etmektedir. Eğer siz sakin olmadığınızda, sakin kalma görüntüsü vermeye çalışırsanız, çocuğunuz bunu anında anlar ve bu durum da çocuğunuzun kaygılarının pekişmesine neden olur. En kuvvetli mesajlar sözsüz mesajlardır.

12. Karşılaşma öncesini kısa tutun.

 

Çocuğunuzun kaygı verici bir durumla karşılaşma öncesinde mümkün olduğunca az bir zaman kala bu konuları konuşmaya başlayın. Örneğin diş hekimine mecburen gitmek zorunda kalan çocuğunuza bir gün öncesinden veya 5 saat öncesinden bu konuda bilgi vermeyin. Bunun yerine mümkünse diş hekimine gitmeden hemen önce (1-2 saat) konuyu konuşun. Önemli bir uyarı: çocuğunuzdan bu durumu saklayarak ona yalan söyleyerek bunu asla yapmayın. Bu maddede belirtmek istediğim şey; planlanmış, çocuğunuzun da haberinin olduğu fakat kaygı duyduğu durumlarda bunu yapın. Aksi durumda çocuğunuza travma yaşatma riski yüksektir. 

13. Model olun. 

 

Daha önce de belirttiğim gibi çocuklar sizin kaygılı olup olmadığınızı anlarlar. Önemli olan kaygılanmamak değil, kaygılandığınız zamanlarda bu kaygınızı nasıl yönetebildiğiniz konusunda model olmalısınız. 

14. Cesaretlendirin

 

Kaygıya tahammül edebilmesi için çocuğunuzu cesaretlendirin. Kaygı duyduğu durumlardan kaçmasındansa çocuğunuzun belirli bir seviyede bu kaygıya alışabilmesine fırsat tanıyın, bu konuda onu cesaretlendirin. Bu sayede kaygı duyduğu durumlarla karşılaşa karşılaşa var olan kaygıları bitmese bile azalacaktır. Bir çeşit kaygıya alıştırma egzersizi diyebiliriz.

Ha Çocuk, Ha Yetişkin!

2 yaşındaki bir çocuk kaygı bozukluğu yaşar mı? Cevabı evet. Herhangi bir yaş sınırlaması olmaksızın çocuklar kaygı sorunu yaşayabilirler. Sebebi ise daha önce belirttiğim gibi ebeveynin -özellikle anne- kaygılı olmasıdır. Bizler dünyaya geldiğimiz andan itibaren annemizin duygulanımına göre kendi duygularımızı düzenlemeye başlarız. Dolayısıyla annemizde bir sorun varsa bu aynı zamanda bizde de sorun olacağı anlamına gelecektir. Demek istediğim şey, anne ile kurduğumuz bu ilişkiyi anlarsak 3 yaşında kaygı bozukluğu olur mu? ya da 6 yaşındaki bir çocuk anksiyete yaşar mı sorusunu sormamız gerekmeyecektir. Çocuğumuz ister 4 yaşında, ister 5 yaşında olsun anksiyete yaşayabilir. Eskiden çocuklarda bu tür durumlar için (Yaygın Anksiyete Bozukluğu) anksiyete kavramı kullanılmıyordu. Kırılganlık faktörü olarak değerlendiriliyordu. Çocuğun yetişkinlikte anksiyete yaşamasına neden olabilecek kırılganlıkta olduğu düşünülüyordu. Daha sonraları ise bunun anksiyete olduğu anlaşıldı. Bu bölümü özellikle yazma kararı aldım çünkü okuyucunun sanki kendisinde hiç bir sorun yokmuş da çocukta problem varmış düşüncesiyle bu yazıyı okuyup geçmesini (bu kadar uzun bir yazıyı kaç kişi okur onu da bilemiyorum!) istemiyorum. 

Bitirirken

Bu yazımda elimden geldiğince çocuklarda anksiyete bozukluğu hakkında detaylı bilgiler sunmaya çalıştım. Spesifik olarak bir türünü ele almaktan ziyade çocuklarda anksiyete hakkında genel bilgiler ve öneriler sunmaya çalıştım. Yazımı okuyanlar için önemli bir uyarıda bulunmak istiyorum. Lütfen çocuğunuzla ilgili anksiyete konusunda bir şüpheniz varsa öncelikli olarak bir uzman yardımı alınız.

Bu yazımla ilgili her türlü eleştiri, görüş ve önerilerinizi benimle paylaşmanızdan mutluluk duyarım.

Hakan Tokgöz

Klinik Psikolog

Yararlanılan Kaynaklar:

  1. DSM-5 Tanı Ölçütleri Başvuru El Kitabı
  2. Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları
  3. https://medlineplus.gov/ency/article/002059.htm
  4. http://www.anxietycanada.com/articles/talking-to-your-child-about-anxiety/?_ga=2.75597525.1167358605.1606041023-324596514.1606041023
  5. https://www.nhs.uk/conditions/anxiety-disorders-in-children/

2 Comments

  1. Sahin 7 Aralık 2020

Leave a Reply

Tel